çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2009

(Y) Ar-Ge

(Y)Ar-Ge: Yaramazlık araştırma, geliştirme

İçme suyu bidonunun üzerine, büyük tuzluk kutusunu ters çevirip üzerine kapatarak, tuzun akışını keyifle izlemek (kum saati misali)

Gecenin bir vakti, uyuyan abinin üzerine bardakla su dökmek

Toz şeker kavanozunu koltuk minderinin üzerine boşaltıp, üzerinde, kum üstünde araba sürmece oynamak

Ketçap şişesinin içine su doldurup, buzdolabına koymak

Çocuk odasının yer döşemesine, bir sürahi suyu boşaltıp, üzerinde, gölde araba sürmece oynamak, sonrasında da annenin yerleri kuruladığı kocaamaaaan havluyu gizlice camdan aşağı atmak

Yoğurt kovasına, oyuncak arabayı batırıp batırıp, yalamak

vs...

vs...

vs.

şimdilik yorgun annenin aklına gelenler...

Ve, tüm bu ve benzeri durumlar karşısında, doğru davranabilmek için yırtınan, sabır küpü olmaya namzet bitkin bir anne...

5 Mart 2009

İTİNA İLE ÇOCUK PSİKOLOJİSİ BOZULUR

蘑菇点点全套MSN表情、论坛表情、动态QQ表情下载51 - QQ_34237像素图


Annesi kumanda elinde, en ufak bir şiddet sahnesinde "kurt-lar va-di-si"nin kanalını değiştirir.

Musti;

-Anne pişojimin bozulacağı yok, değiştirme

-Neyinin bozulacağı yok ? :)

-Pişijoomin bozulacağı yok anne.

26 Şubat 2009

EVLATLIK KARDEŞ


Musti, tartının üzerine çıkar

-Anne kaç kiloyum.

-15 kilosun oğlum (Tartının ayarı değiştirilmiş, o yüzden doğru kilo değil)

-Anne onun anlamı ne ?

-Yani büyümüşsün oğlum, yemeğini yeteri kadar yemişsin.

-Hımm anladım.

Sonra tek bacağı ile tartıya basar, yine sorar.

-Anne şimdi kaç kiloyum ?

-8 kilo oğlum.

-Onun anlamı ne anne ?

-Yani senin yarın, 8 kilo imiş.

Sonra diğer bacağı ile basar, yine sorar.

Sonra tekrar tam çıkar yine sorar, sorar da sorar.

*************************************

Sabahın sekizinde, anne mutfakta kahvaltı hazırlarken, iki abi (11-13) de okula gitmek için hazırlanırlar. Bir yandan da olağan incir çekirdeğini doldurmayan sabah tartışmaları sürmektedir.

Sonra birden büyük abi der ki,

-Yok artık ben bu sırrı saklayamayacağım, sen aslında benim kardeşim değilsin, annemler seni evlatlık aldılar.

Küçük abi,

-Hayır bi kere seni hastanede karıştırmışlar, asıl sen bizim çocuğumuz değilsin.

-Annnneeeeee yaaaa abim bana ne diyor

-Anne yaaa asıl kardeşim bana ne diyor

........................uzar gider............

-Anne de mutfakta bir yandan kahvaltı hazırlarken, oğullarının seslerini gülümseyerek dinler, çünkü artık çocuklarının didişmelerini olgunlukla karşılamayı öğrenmiştir.

Musti ise, evde onca sese rağmen mışıl mışıl uyumaya devam eder.....

14 Şubat 2009

ANNE BUNUN ANLAMI NE ?

Musti'ye annesi uyumadan önce duasını okutur. Hece hece söyler, Musti de hece hece tekrar eder.

-Bis-mil-la-hir-rah-ma-nir-ra-him

-İn-na-ağ-tay-na-kel-kev-ser

...........................

- Anne bunun anlamı nee ?

- ?

Annenin iç sesi;

-Of çocuğum ne çok soruyorsun, abilerin senin yaşında iken bu duayı ezbere biliyorlardı ve anlamını sorduklarını da hiç hatırlamıyorum. 3-4 yaşlarındaki çocuğa bunu nasıl anlatabilirim ki...

7 Ocak 2009

GOOGLE ÇOCUK OYUNCAĞI MIDIR ?

Bu çocuk bazen beni gerçekten şaşırtıyor.

Tesadüfen Derya Baykal'ın programında, hediye ettiği minik dikiş makinelerine gözüm takılmış, kısa bir süre önce aynısından oyuncak dikmek için satın alıp, hiç bir işe yaramadığı, dikmediği için, çocuklarıma içinin metal-teknik aksamını incelemeleri için sökmeleri üzerine verdiğimi düşünüp, bir de bu makineden isteyenler nedeni ile, kanalın telefonlarının kilitlendiğini duyup, şaşırırken, bilseler istemezlerdi makineyi diye aklımdan geçirirken, bu ve buna benzer pek çok şey daha düşünürken, Musti,

-Anne komik yazdım, komik çıktı, deyip duruyordu. (aslında çok acayip telaffuz ediyor komik kelimesini, karşılayacak harf-kelime bulamıyorum.)

Birden kafamdan dikiş makinesi vs konularını atıp, Musti'ye yoğunlaştım, ne diyor diye..

Daha önce pek çok kez google'den arama yaptı, araba markalarını neredeyse ismi ile aynı dönemde öğrendiği, arabalara acayip düşkün olduğu için, çok araba markası yazıp aramışlığı vardır yakın geçmişte. bmw ya da bmc markaları ile başlamıştı önce, harflerin sırasını karıştırıyordu tabi ki, google "şöyle mi demek istemiştiniz" diye sorduğunda işini hallediyordu. Daha sonra toyota, hyundai vs. devam etti, yanlış yunluş bir şekilde halletti işini, ama hep yazmaya uğraştı.

Bir televizyonun, bir pc'nin başına koşup durduğunda da, o anda açık olan kanalı google'de aradığına şahit olmuştum.

Kafamdan bunlar geçerken, bu sefer ne yaptı ki, düşüncesi ile bilgisayarın yanına gittim. Komik bir video animasyon açmış, izleyip, gülüyor ve bir yandan bana,

-Anne komik yazdım komik çıktı bak diyordu.

Fareyi aldım elime, geri butonuna tıkladım, google ana sayfası çıktı ve arama sütununda "komik" yazıyordu.

Muhtemelen abilerinden görmüştür. Zamane çocukları ilginç olabiliyor.Biz zamanında pek saftık sanki....

28 Aralık 2008

BABAMIN KULAKLARI AĞIR İŞİTİYOR-MUŞ

Musti, özellikle yeni öğrendiği kelimeleri kullanıp, yeni konular anlattığında, hemde uzun uzun anlattığında, annesinin onu anlayıp anlamadığından şüphe duyar. Annesi, anladım oğlum demesine rağmen, eğer annesi, konuya aktif katılmazsa, Musti tekrar baştan anlatmaya başlar, ta ki annesi konu ile ilgili bir soru soruncaya ya da anlattıklarını tekrar edinceye kadar, ancak o zaman anlaşıldığından emin olur. Yine böyle bir durumda annesi;

-Canım benim, ben senin her söylediğini anlıyorum, sen merak etme olur mu ? der. Musti de, üzgün bir ifade ile;

-Ama babam anlamıyor ! der.

Annesi böyle düşünüp, bunu ifade etmesine şaşırır ve başka bir zaman bunu babasına aktarır.

Ertesi gün Musti, babasına yine birşeyler anlatmaktadır. Babası yarım yarım konuşan Musti'nin anlattığı konuyu tam anlayamaz. Anne hiç müdahale etmez. Babası da ;

-Canım oğlum, kulaklarım ağır işitiyor, o yüzden bazı konuşulanları anlayamıyorum, kusuruma bakma ,olur mu? der.

Anne bu duruma çok duygulanır, eşinin bu ince davranışından dolayı mutlu olur.

3 Aralık 2008

KİTAP KURDU

3,5 yaşında olduğu için, doğal olarak okuma-yazmayı bilmeyen Musti, :) gördüğü tüm yazılı metinlere çok meraklıdır. İlaç prospektüslerinden, çikolata ambalajındaki içerik yazılarına, makarna kutusundaki süre ayarlarından, oyuncaklarının üzerinde yazılı olan, "made in ......" yazılarına kadar gördüğü tüm yazıları ilgi ile inceler ve annesine okutur.

Bir akşam, yatmadan önce annesi, uyku ile arası olmayan Musti'ye, özel olarak almış olduğu, "uykuyu sevmeyen mumu" kitabını okurken, her zamanki gibi, kitabın matbaa-yayın hakları, yazarın profili bölümünü de okutur.Annesi okurken büyük bir dikkatle hem sayfayı inceler, hem de dinler. Annesi bitirip, tam diğer sayfayı çevirirken, kitabı elinden alır ve şu cevabı verir, "Hayır , yanlış ! "

?? Nasıl yani Musti ???

2 Aralık 2008

ÜSKÜDAR'A GİDER İKEN

Serin bir kış gecesi, objektifimin yakaladığı bir görüntü. Çocuklar Kız kulesi'ne nazır kestane yemeyi, kız kulesi tarihini anne-babasına anlatmayı, kayalardan zıplamayı, sahil boyunca koşma yarışı yapmayı, önceki lodosta devrilen gemiyi yakından incelemeyi pek severlermiş.

***********************************

-Anne (13 yaşında büyük abi)
-Efendim oğlum
-Gazetede okudum, başkasının evinde wc'ye giremeyen, tahtaya kalkmaktan pek hoşlanmayan,insanlarla fazla konuşmayan insanlarda sosyal fobi oluyormuş.
Hani ben başkasının evinde wc'yi kullanmayı sevmiyorum, tahtaya kalkmaktan da pek hoşlanmıyorum ya, ben de sosyal fobi olabilir mi ?

- :) Başka yerde wc'yi kullanmayı genelde kimse tercih etmez, , tahtaya kalkınca heyecanlanmak da kısmen doğaldır, sen her yaştan insanla öyle rahat iletişim kurabiliyorsun, insanlarla birlikte olmayı öyle seviyorsun ki, sen de sosyal fobi olduğunu hiç sanmıyorum. Gazete okuman, okuduğun üzerinde düşünmen, bunu dillendirip, sorgulaman, bizimle paylaşman ne güzel.

26 Kasım 2008

ANNE BANA BESLENME YAP


Hava güzeldi dün. Musti ile annesi parka gittiler. Salıncağa bindiler, en hızlı kim sallanır yarışması yaptılar, kıkır kıkır güldüler, kahkahalar attılar, çevreden bakan meraklı gözleri hiç umursamadılar, çok eğleniyorlardı. Daha sonra tahtrevalliye bindiler, kaydıraktan kaydılar, annesi, salıncağa hep binerim ama, ne zamandır kaydıraktan kaymamıştım diye düşündü. Daha sık yapmalıydı bunu.

Birazdan başka çocuklar geldi, Musti onlarla oynarken, annesi bol bol sonbahar ve çocuk fotoğrafı çekti ve klasik çocuklu anne muhabbeti yaptı diğer annelerle. Bir kez daha şaşırıldı, tek çocuğunuz di mi ? sorusunun cevabını verdiğinde.

Aslında anneden çok, bakıcı vardı, neredeyse bütün anneler işte idi. Diğer çocuklar parka, anneleri ile değil, bakıcıları ile gelmek zorundalardı. Anne bu konu hakkında birçok şey düşündü.

Eve geldiklerinde Musti yemek yemek yerine, "beslenme" istedi. Sabahları abileri okula giderken yanlarına konan her tür yiyeceği "beslenme" olarak nitelendirirdi Musti. Annesi de ona beslenme hazırladı. Sandviç ekmeğinin arasına, dilimlenmiş kaşar peyniri ve salam koydu. Musti beslenmeyi, sera streçe sarmasını istedi annesinden. Beslenme sera streçe sarıldı. Mutfaktan, salon masasına geçip oturunca, sera streçi açtı, kaşar peynirlerini itina ile ayırıp, afiyetle beslenmesini ve süt kokopops'unu (kakaolu süt) bitirdi. Sonra da derin bir öğlen uykusuna daldı.

12 Ağustos 2008

BÜYÜK MUTLULUKLARIM......



Musti'min (3), gün içinde onlarca kez "neden anne......" diye başlayan cümlelerini duymak ve onu tatmin edinceye kadar sorularını cevaplamak.

Ortanca oğlumun (10), "neden anne" yi çok çok aşıp, detaylara giren, bir kısmını cevaplayamadığım ve "yavrum bu tip soruların için google'dan faydalanabilirsin, hatta bize de anlat bizde öğrenelim" diye yanıtladığım, çoğu teknik, bilimsel, matematiksel ya da mantıksal konularda, neden-sonuç ilişkileri, beyin jimnastiği içerikli bin bir türlü soru yağmurlarına maruz kalmam. :)

Büyük oğlumun (12), küçük yaşından beklenemeyecek kadar empatik bir kişiliğe sahip olduğuna tekrar tekrar şahit olmak, bu yaşında ve erkek çocuğu olmasına rağmen, inanılmaz ince düşünceli, ferasetli, hassas ve olgun olduğunu gözlemlemek.

Hastalandığımda ya da beni zorlayan bir durumda olduğumu gördüklerinde inanılmaz şefkatle ve incelikle varlıklarını ve desteklerini hissettirmeleri.

Büyüdüklerinde bana alacakları araba için hangi markayı tercih ettiğimi sormaları, "ona göre çalışıp para kazanacağız anne" demeleri :)

"Sen zahmet etme anne....." diye başlayan cümleleri.

Asla bana bir şey taşıtmamaları.

"Anne bir şey söyleyeceğim, ama ne olur kızma ......" diye başlayan cümleleri.

Ben uyurken biri gürültü yapıp uyanmama neden olursa, diğerinin hemen "bak annemi rahatsız ettin" diye diğerini suçlaması.

He zaman yardımcı olmaları....

Annelerine kıyamamaları...

Çok şükür ki, çalışmak zorunda değilim, yavrularımın her anını ve büyüdüklerini gözlemleyebiliyorum, asla geri alınamayacak ve "anı" olarak kalacak anlarını yaşayabiliyorum.

"http://img2.blogcu.com/images/n/u/r/nurtenbegendi/resim_20070509202445_155285060406.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

7 Temmuz 2008

ANNELERİNİ UÇURAN BEBEKLER.....


"""Bebeklerin gülümsemesi, annelerde uyuşturucu etkisi yapıyor. Amerikalı bilim adamları, bebek gülümsemesinin beynin ödül merkezini harekete geçirdiğini ortaya çıkardı.

ABD `deki Baylor Tıp Fakültesinde görevli bilim adamı Lane Strathearn başkanlığındaki ekibin yaptığı deneyde annelere bebek fotoğrafları gösterildi ve bunlara baktıklarında fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme tekniğiyle beyinlerindeki kan akışı izlendi. Araştırma sonucunda, gülümseyen bebek fotoğraflarına bakan kadınların beyinlerinde aktif olan bölgelerin, uyuşturucu bağımlılığıyla da bağlantılı bölgeler olduğu belirlendi. Beynin bu bölgelerindeki hareketliliğin, kendi bebeğinin fotoğrafını gören kadınlarda daha arttığı kaydedildi. Bilim adamları, "Bebek gülümsemesi anneleri uçuruyor dediler." """
Kaynak : http://www.tumgazeteler.com/?a=3856052

Biraz abartmışlar mı diye düşünmekle beraber, bebeğinin gülümsemesini, mutlu yüz ifadesini görmek en iyi ödüldür, şüphesiz anneler için. Karşılıksız, içgüdüsel olarak ve büyük bir zevkle bakarız bebeklerimize. Yüzleri her zaman gülsün, hep iyi olsunlar diye uğraşmaz mıyız ? Tüm bebeklerin yüzlerinin daima gülmesi dileği ile.....

REKLAM VE ÇOCUK

Hafta sonu Musti Praktiker kataloğunu incelerken birden yanıma geldi ve bana "Dyo nano" boyaları göstererek, "anne bunu alıp duvarları boyayalım, ben ayakkabılarımı giyip, mıknatıslı gibi, duvarda ve tavanda yürüyeceğim" dedi. (Mıknatıs muhabbetlerimiz pek çok bizim :)

1.5 yaşında iken de, markette ısrarla "kosla" almamı istemişti. Kendi yaşına uygun bir ürün değilde deterjan almamı istemesine çok şaşırmıştım.

Reklamların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine açık bir örnek. Her ne kadar izletmemeye özen göstersek de, çocuklar bir şekilde reklam kuşaklarına maruz kalıyorlar ......

27 Haziran 2008

GOOGLE ÇOCUKLARI


Merhaba,
Küçük çocuğu olanlar bilir, anneleri bilgisayar başına geçince, onlarda hemen annelerinin kucağındaki yerlerini alırlar. Anneleri bir an kalkarsa hemen fırsatı değerlendirip, başlarlar nette sörf yapmaya. Ya da rastgele karıştırıp, deneme yanılma usulü bir şeyler öğrenmeye.

Musti'min, Google'da arama yapabildiğini bir kaç hafta önce fark ettim. Arabalara aşırı meraklı, konuşmayı öğrenemeden, araba markalarını ezberleyen oğlum, meğer Google'da araba markalarını yazıp araba resimlerine bakıyormuş. Mesela "bmw" ya da "bmc" marka arabalara bakmak istiyor, Google'a aynen şu şekilde yazıyor, "bcm" :) ya da "bwm" :). Görsel arama yapmayı da sanırım biz yaparken izleyerek, öğrenmiş olmalı.

Bunun yanı sıra, sıralı işlem gerektiren bir çok oyun, program vs. kullanabiliyor. Her ne kadar bilgisayarda oyun oynamak tasvip etmediğim, ancak kontrolümde çok sınırlı bir şekilde izin verdiğim, aktivite olsa da, abileri oynarken, eğer pc yi başıboş bıraktılarsa oyun sitelerinde oyunları deneme yanılma usulü keşfedip, başarılı bir şekilde oynayabiliyor.

Yokluğumu fırsat bilip, Picasa'da resimleri taşıyıp, bir kısmını da sildiğini üzülerek fark ettim. Oysa ki, ben onu "eğitici resim çizim programlarında" meşgul olsun diye bırakıyordum. Bloğumun kontrol panelini bile kurcalıyor, demek oturumumu kilitlemeden pc başından kalkmak yok bundan sonra.

5 Haziran 2008

ŞEKERLEMELİ FİKİRLER



Merhabalar,
Çocuklar gerçekten çok ilginç zanlara sahip olabiliyor, Musti'm ( 3 yaşında ) ben mutfakta yemek yaparken ağlayarak yanıma geldi. Elinde paketinden yeni çıkarttığı topitopunu bana uzatarak, döndürmemi istedi. Elime aldım, ne istediğini tam anlayamadan, dediğini yapmaya çalıştım, o bir yandan söyleniyor. Baktı ki, annesi durumu kavrayamadı, hemen şekerini elimden geri aldı ve topitopun sap kısmının şekerden çıktığını ve sapı çevirerek vida gibi şekere monte etmemi istediğini anlattı. Topitopun sapı şekere vidalı mıdır ? :) Sanırım bu fikir ona, babası ile evde yaptığı bazı tamir işleri deneyiminden kalmış olmalı.

Daha sonra, ne yemek yaptığıma baktı ve kızartma yaptığımı gördü, daha sonra bir baktım ki, sapsız olduğu için, yemekten vazgeçtiği şekerini, biberlere sürerek, bulaştırıyor, "oğlum ne yapıyorsun ?" dediğimde de, "biberler acılar, tatlı olsunlar anne" cevabını aldım.

Artık ellerimizi yıkama zamanı idi, banyoya doğru beraberce yol alırken, o minik ellerini açıp kapatıyor ve şekerin yapış yapış olma durumunu tecrübe ettikten sonra, bana dönerek, "anne bak ellerim, mıknatıslı" dedi.

Çocuklar ne kadar yalınlar, sabit fikirlerden ve ön yargıdan uzak...

11 Mart 2008

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR HARİKA

Aziz Nesin'in bu kitabını ortaokul yıllarımda iken okumuştum. O kadar çok gülmüştüm ki, babam merak ederek odama gelmişti. Çocukların gözünde büyüklerin nasıl göründüğünü anlatan bu kitabı, şimdi üç çocuk annesi olmuşken tekrar okumalıyım, diye düşünüyorum.

Şimdiki çocuklar gerçekten harika, Okula giden çocuğu olanlar bilir, yazılı sınavların yoğun olduğu bir dönemdeyiz. Çocuklar hemen her gün bir yazılı ya da test oluyorlar, bugünlerde. 4. sınıfta okuyan ortanca oğlum, maşallah derslerinde gayet başarılı. Yazılılarda kendisinden kopya çekmek isteyen arkadaşlarına karşı yeni bir yöntem geliştirmiş. Geçen gün okuldan geldiğinde, sınavlarından bahsederken, aynı sırayı paylaştığı, dersleri zayıf olan arkadaşının, yazılıda yine kendi kağıdına baktığını söyledi. Ve aramızda geçen diyalog şudur;

-Anne, biliyor musun, kağıdımı hiç kapatmadan yazılı sorularının tamamını yanlış cevapladım.Sonrada kıyamadım, bazılarını yanlış, bazılarını doğru yaptım ki, zayıf değil de 2 ya da 3 alsın. Yanımdaki tembel, benden geçinmeye çalışan X kişi hepsini sevinçle yazdıktan sonra, çaktırmadan, yanlış cevapları silip, doğrularını yazdım.

-Oğlum, kağıdına baktığını öğretmenine söyleseydin ya...

-Yok anne, o hep öyle yapıyor,birde bana "ben senden daha akıllıyım" diyor, ona bir ders vermek istedim.

-Ya kendin doğru cevapları yazmayı yetiştiremezsen, zil çalarsa ?

-Yok anne, ooooo ben hemencecik yapıyorum.

-?????

Gülmemek için kendimi zor tuttum.

Ne diyeceğimi şaşırdım. Şimdiki çocuklar gerçekten harika......